brandecho
Marka İletişiminde Yapılan 8 Sosyal Medya Hatası
Blog
Tasarım

Marka İletişiminde Yapılan 8 Sosyal Medya Hatası

Dijital bir marka olmak… 21.yüzyılın en önemli iletişim hedeflerinden biri. Belki de bugün artık en önemlisi.

Ezgi Akar

Dijital bir marka olmak… 21.yüzyılın en önemli iletişim hedeflerinden biri. Belki de bugün artık en önemlisi. Günlük yaşantımızda vazgeçilmezimiz, ihtiyacımız, eğlencemiz haline gelen sosyal medya, zamanla markalar için de geleneksel reklam araçlarını geri planda bırakan bir iletişim mecrası haline geldi. Markalar dijital çalışmalarının dozunu her geçen gün yeni trendlerle birlikte harmanlayarak durmaksızın artırıyor. Yepyeni içerikler, parlak fikirler, dikkat çekici görseller, sosyal mesajlar, viral paylaşımlar, akıllara kazınan özel gün çalışmaları…

Bunların hepsi ve daha fazlası markaların dijital stratejisinin parçalarını oluşturuyor.

Tabii bazen işler o kadar da planlandığı gibi gitmiyor, ya da belki de hiç plan dahi yapılmıyor… Bu da bazen hızlıca unutulan bazen de yıllar boyu akıllarda kalan, sohbetlere konu olan kritik hatalara dönüşüyor. Hep diyoruz ya sosyal medya rezil de eder vezir de diye, hem de bir kaç dakika içinde…

Aslında hepimiz küçük büyük pek çok sosyal medya hatası ile karşılaşıyoruz. Bu hatalar kurum veya şirket hesaplarından gelince ise bu hataları daha da ciddiye alıyoruz, bazen de markalar hakkında düşüncelerimizi sorguluyor, zihnimizdeki marka algısını bu hatalarla yeniden değerlendiriyoruz.

Peki markalar nasıl hatalar yapıyor, bu hatalardan kaçınmak için nelere dikkat etmeliler?

Yanlış İletişim Dili Kullanmak: “Herkes nasıl konuşuyorsa ben de öyle konuşayım.”

Her markanın kendi vizyon ve pazarlama hedeflerine yönelik bir iletişim stratejisi vardır. Dolayısıyla her marka kendine özel bir iletişim dili kullanır, kendine özel mesajlar verir ve bu doğrultuda özgün içerikler üretmeyi hedefler. Bu noktada en dikkat edilmesi gereken konulardan biri markanın iletişim dilidir. Günümüzde markaların sesini duyurmak için kullandığı en güçlü araç sosyal medya kanallıdır. O nedenle sosyal medya iletişiminde kullanılacak olan dil titizlikle belirlenmelidir.

Peki neyi yanlış dil kullanımı olarak adlandırabiliriz? Bir devlet kurumu ya da hedef kitlesi B2B olan şirket veya kurumların dili bir start-up şirket dilinden elbette farklı olmalıdır. İletişim dilinizi belirlemenize yardımcı olacak faktör ise hedef kitlenizdir. Dolayısıyla marka konumunuzla ve ulaşmayı hedeflediğiniz kişilerle ters düşecek bir dil seçimi iletişim stratejinizi zayıflatacaktır.

Dijital marka kimliği oluşturma sürecinde belirleyeceğiniz iletişim dili gibi konularla ilgili detaylı bilgiye Dijital Kimlik Nedir? yazımdan da ulaşabilirsiniz.

Takipçi Kazanımını Etkileşim Artırmaya Tercih Etmek: “Acilen takipçimizi artırmamız lazım!”

Eğer algoritma dostu bir marka olmak istiyorsanız yüksek etkileşimi hedefleyin! Her geçen gün güçlenen sosyal medya platform algoritmaları sizi artık yüksek sayıdaki takipçinizle değil elde ettiğiniz değerli etkileşimlerle değerlendiriyor. Dolayısıyla binlerce takipçi yerine yüksek bir etkileşim oranı elde etmek sizi daha görünür hale getirecektir.

O yüzden artık takipçimiz 10K olsun hedefini bir kenara bırakıyoruz ve “Etkileşim oranımızı nasıl yükseltiriz?” sorusuna odaklanıyoruz. :)

Dinlememek ve Sessiz Kalmak: “Seni duymuyorum!”

Markanız kullanıcıdan gelen mesajlar, yorumlar veya geribildirimler karşısında sessiz kalıyorsa karşıda yarattığı izlenim şu olacaktır; “Bu marka zaten bizi dinlemiyor, müşterilerini önemsemiyor.” Müşteriyi dinlememek ve bu iletişim karşısında sessiz kalmak bir marka için oldukça yanlış bir itibar yönetimine neden olur. Ve unutmayın ki pek çok insana ne kadar fayda sağlasanız da, içeriklerinizle ne kadar bağ kursanız da bir kaç olumsuz yorum marka imajınızı zedeleyecek noktalara varabilecek güce sahiptir.

Sosyal medyanın gücü her ne kadar inkar edilemez bir öneme sahip olsa da “WoM (Word of Mouth)” yani ağızdan ağıza pazarlamanın gücü de asla güçlü konumunu kaybetmeyecektir. Müşterisini dinlemeyen bir marka milyonları değil ama zamanla pek çok müşterisini kaybetme riskiyle karşı karşıya gelebilir.

Markayla Uyumsuz Bir Gündemi Sahiplenmek: “Biz de mutlaka bir şeyler diyelim!”

Bu madde aslında her bir gündem konusu özelinde tartışılabilir ama özellikle yapılan bir hata olarak özel gün iletişimi ya real-time gündemleri üzerinden bir değerlendirme yapabiliriz. Artık tüm markalar sosyal medyada viral bir etki yaratabilmek için çabalıyor ve farklı bir şeyler üretmek için oldukça efor sarf ediyor. Ama bazen “farklı bir şeyler yapalım” hedefi amacından sapıyor ve marka imajını zedeleyecek durumlara sebep olabiliyor. O yüzden her marka her özel günü kutlamak veya gündemdeki bir Tiktok challenge’ına katılmak zorunda değildir. Bu arada yanlış kullanıma müsait olan özel günleri resmi bayramlar vb. olarak değil de bu günler dışında kalan çok da önemli olmayan ama Twitter’da trend topic olarak viral etki yaratabilecek güce sahip olan özel günler olarak değerlendirebiliriz.

Örneğin; Eğer çevreye az da olsa zarar veren ya da sunduğu hizmet veya ürün itibarıyla çevre korumasını ön planda tutmayan bir marka olarak Dünya Çevre Günü’nü kutlamanız tepki yaratabilecektir.

Bu gibi özel gün veya real-time içeriklerini üretmeden önce mutlaka markanız ile uyumunu göz önünde bulundurmalı, eğer bu konuda bir şey söylemeniz gerçek ve doğru bir etki yaratmayacaksa hiç bir şey söylememenin daha iyi bir karar olabileceğini bilmemiz gerekiyor.

Gündeme Kayıtsız Kalmak: “Gündemi boşverin şimdi ürünümüze bakın!”

Ülke olarak sık sık yoğun ve tatsız bir gündemin içinde buluyoruz kendimizi. Bu durumda özellikle bulunduğumuz coğrafyada gündeme kayıtsız kalmamız neredeyse mümkün değil. Markaların da kendilerini bu noktada bir kişi olarak konumlandırarak aynı hassasiyeti taşımaları gerekiyor. Deprem, sel, kadın cinayetleri, şehit haberleri gibi ciddi bir duygusal çöküşe neden olan durumlarda markaların da bu gündemi görmezden gelmeyerek hareket etmeleri gerekiyor. Gerekirse bu süreç boyunca kendi markalarına dair hiç paylaşım yapmamak ya da dilerlerse yayınladıkları yas mesajlarıyla bu gündeme ortak olarak aynı duyguları paylaşmaları çok daha uygun bir davranış olacaktır.

Yani marka da olsanız gündemi boş vermeyin, toplumsal olaylara karşı kayıtsız kalmayın. Bunu ister tanıtımınıza ara verip sessiz kalarak ister mesajlarınızla destek olarak yapabilirsiniz.

Her Yerde Olmaya ve Her Şeyi Yapmaya Çalışmak: “Bizim de Twitch kanalımız olmasın mı?”

Olmasın :) Eğer X mecrası sizin hedef kitlenize ve marka konumlandırmanıza uygun değilse siz orada hiç olmayın. Bir mecra çok popüler diye orada var olarak kendi iletişiminizi zedelemeyin. Sırf viral oluruz diye Reels çekmeyin, TikTok videoları üretmeyin. Siz her zaman pazarlama hedeflerinize uygun mecraları tercih edin ve bu stratejiye uygun içerikler üretin. Her yerde olmayın, her şeyi yapmaya çalışmayın. Sizin de bir hedef kitleniz ve buna uygun ana mecralarınız var, önce bu mecraları keşfedin.

Tekrara Düşmek: “Her gün bir şey paylaşalım mutlaka!”

Çok paylaşım yapacağız diye tekrara düşmeyin. Çoğu markanın düştüğü büyük yanılgılardan biri de her ne olursa olsun çok fazla post paylaşmanın doğru bir davranış olduğu yönünde. Halbuki içeriğinizin yarattığı fayda içerik sayınızdan daha önemli. Dolayısıyla her gün birden fazla paylaşım yapacağım diye “faydasız” bir içerik üretmek sizi hem tekrara düşürecek hem de ana sayfa akışını meşgul ettiğiniz takipçilerin olumsuz şekilde dikkatini çekerek takipçi sayınızın düşmesine neden olacaktır.

Her içeriğiniz değerli olduğu sürece paylaşım yapmayı bir davranış haline getirmeniz sosyal medya iletişiminizi güçlendirecektir.

Satış Odaklı İletişim Yapmak: “En iyi ürün bizimki!”

Sosyal medyanın dünüyle bugünü arasındaki en bariz farklardan biri; günümüzde satış odaklı iletişimin yerini faydaya yönelik iletişimin alması. Yani artık sosyal medyada öne çıkmak için ürün veya hizmetinizi değil sunduğunuz faydayı satmalısınız. Direkt pazarlamanın yerini indirekt pazarlama aldı, ürün görsellerinin yerini ürünleri deneyimleyen gerçek yüzler aldı. Ancak maalesef hala bir çok marka satış odaklı iletişim yaparak dijital kimliğini zayıflatmaya devam ediyor.

Buna değişime en iyi örnek olarak Influencer Marketing’i gösterebiliriz. Siz de bu deneyim ve fayda kavramına odaklı bir iletişim stratejisi geliştirmeli, içeriklerinizi de bu doğrultuda üretmelisiniz. Bugün sosyal medyada satış odaklı iletişim yapan markalar faydayı öne çıkaran markaların hep bir adı gerisinde kalacak, kullanıcıyla bağ kurmakta zorlanacaktır.

— devam edin

Diğer yazılar

Brandecho · Marka danışmanlığı & içerik

Tüm yazılar